|
Gaziosmanpaşa'da neler var?



|
 |
|
|
|
[1] 2 3 4 5 6 »
 |
UPM 3. çeyrek mali sonuçlarını açıkladıUPM, 2008’in üçüncü çeyrek dönemine ait mali sonuçlarını açıkladı. Şirketin faaliyet kârı, özel kalemler hariç, 216 milyon avro oldu. Şirketin CEO’su Jussi Pesonen, yükselen kağıt fiyatlarının ve sıkı mali kontrollerin kârlılığı artırdığını söyledi.
Dünyanın lider kağıt üreticilerinden UPM, 2008’in üçüncü çeyrek dönemine ait mali sonuçlarını açıkladı. Şirketin bu dönemdeki satışları, geçen yılın aynı dönemine oranla (2.467 avro) yüzde 4 düşerek 2.358 milyon avro olurken, kağıt sevkiyatlarında yüzde 9 azalış görüldü. Geçen senenin aynı döneminde, satışların % 7.9'u oranında ve 195 milyon avro olarak gerçekleşen faaliyet karı, 2008'in üçüncü çeyrek döneminde, satışların - % 1.7'si oranında ve 40 milyon avro faaliyet zararı olarak duyuruldu.
UPM’in üçüncü dönemdeki faaliyet kârı, özel kalemler hariç, 216 milyon avro (geçen yıl aynı dönemde 195 milyon avro) olarak gerçekleşti. Faaliyet kârındaki bu artışın temel nedeni olarak, ortalama kağıt fiyatlarının yükselmesi ve bağlı şirketlerin söz konusu mali sonuçlara katkısının artması gösteriliyor. Ortalama kağıt fiyatları, geçen seneye göre yaklaşık yüzde 5 yükseldi. Sabit giderler düşürüldü. Kağıt bölümlerinin birleştirilmiş faaliyet kârı arttı. Etiket malzemeleri ve ahşap ürünlerinde ise kârlılık zayıf kaldı.
Vergi öncesi zarar 90 milyon avro (geçen yıl aynı dönemde 144 milyon avro kar), özel kalemler hariç vergi öncesi kâr 160 milyon avro (geçen yıl aynı dönemde 144 milyon avro), faiz ve diğer finansal maliyetler 50 milyon avro (geçen yıl aynı dönemde 42 milyon avro), döviz kuru ve işletme değeri kar ve zararları sıfır (geçen yıl aynı dönemde 9 milyon avro zarar), gelir vergisi ise 3 milyon avro (geçen yıl anyı dönemde 25 milyon avro gider) olarak kaydedildi.
UPM’in üçüncü çeyrek kaybı net 87 milyon avro (geçen yıl aynı dönemde net 119 milyon avro kar) oldu.
UPM Başkanı ve CEO’su Jussi Pesonen, üçüncü çeyrek sonuçları hakkında şu açıklamayı yaptı: “Üçüncü çeyrek boyunca, yükselen kağıt fiyatları ve sıkı maliyet kontrolleri, kârlılığı artırdı. Rekabetçi enerji ve kağıt hamuru varlıklarımız da daha iyi sonuç almamıza katkıda bulundu. Yakın geçmişte avronun zayıflaması, bütün ihraç pazarlarında kârlılığımızı artırıyor.
Dergi kağıtları, gazete kağıtları ve birinci hamur kağıtlardaki proaktif ve zamanında kapasite kapanışları, pazarı ve kağıt işimizdeki müşteri karmasını geliştirdi. Ne var ki, kalıcı ve geçici kapanışlar, sevkiyatlarımızı azalttı. Düşük fiyatlı sözleşmeleri reddederek pazar payımızın bir kısmından vazgeçtik.
Kağıt işinde faaliyet kârı artmış olsa da etiket malzemeleri ve ahşap ürünlerinde kârlılık azaldı. Etiket malzemeleri alanında, talep azalışı ve maliyet artışı yaşandı. Ahşap ürünlerinde ahşabın maliyeti yüksek kalırken, fiyatlar ile kereste ve kontrplağa olan talep düştü. Etiket malzemelerinde önemli verimlilik iyileştirmeleri planlıyoruz. Ahşap ürünlerinde üretimi kısmak için de planlarımız var. Bu planlarla, yavaş büyümenin ve yüksek maliyetlerin söz konusu olacağı iş ortamında faaliyet göstermeye hazırız.
Ürünlerimize olan talep, ekonomik durgunluktan muaf değil. Ama, kendi içimizde başarıyla uyguladığımız yeniden yapılanma ve tasarruf programlarının bu zorlu finansal ortamda bize rekabet avantajı kazandıracağına eminiz.
Dördüncü çeyrekte faaliyet kârımızın, özel kalemler ve biyolojik varlıkların işletme değerindeki değişiklik hariç, geçen yılla aşağı yukarı aynı olacağına inanıyoruz. Süregiden kârlılık çalışmalarından sağlanacak maliyet tasarruflarından dolayı, şirketimizin toplam maliyetlerindeki artışın tüm yıl için yüzde 2 civarında olmasını bekliyoruz.” |
18-11-2008 |
| | | |
 |
Krizlerde geri çekilme yerine fırsat arayışıActive ACADEMY 6. Uluslararası Finans Zirvesi’nin ilk oturumunda “Krizde Fırsat Arayışları” konusu işlendi. Küresel mali krizin oluşturabileceği fırsatlar ve bunlardan yararlanma yolları ele alındı.
Active ACADEMY 6. Uluslararası Finans Zirvesi’nde “Krizde Fırsat Arayışları” konulu ilk oturumun başkanlığını Şekerbank Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Hasan Basri Göktan yaptı. Oturuma Microsoft Türkiye Genel Müdürü Çağlayan Arkan, Dumankaya İnşaat Yönetim Kurulu Üyesi Ali Dumankaya, THY Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Candan Karlıtekin, Koç Bilgi Grubu Genel Müdürü Mehmet Nalbantoğlu ve Milliyet Gazetesi Yazarı Prof. Dr. Güngör Uras konuşmacı olarak katıldı.
Oturumda ilk olarak söz alan Microsoft Türkiye Genel Müdürü Çağlayan Arkan konuşmasına 2001 yılından sonraki süreçte teknolojiye yatırım yapan değişik sektörlerden firmaların gelişimlerinden örneklerle başladı. Bankacılık sektörünün reel sektörü desteklemesi gerektiğini savunan Arkan özellikle küçük işletmelerin teknolojik yatırıma yönelmesinin önemini vurguladı. Türkiye’nin teknoloji eğitimine ağırlık vermesi halinde AB’deki bilişim işgücü açığını kapatacak potansiyele sahip olduğunu söyleyen Çağlayan Arkan, lider konumdaki kişilerin eleman çıkartma, küçülme yerine büyümeyi hedeflemesi gerektiğini de sözlerine ekledi.
Oturumda ikinci olarak söz alan Dumankaya İnşaat Yönetim Kurulu Üyesi Ali Dumankaya konuşmasında 2001 krizinden bugüne konut sektöründe yaşanan gelişmeler ve değişiklikler hakkında bilgi verdi. Bugünkü krizin ilk sinyalini Mayıs 2006’da verdiğini belirten Dumankaya, konut üretim planlarının günün koşullarına göre revize edilmesi, uygun projelerin devreye alınması, esnek ödeme planlarının geliştirilmesi, yeni arsa alımlarında temkinli davranılması, iletişim faaliyetlerine devam edilmesi ve satış tahminlerinde esnek senaryoların hazırlanması durumunda sektörün krizi sorunsuz geçireceğini söyledi. Konuşmasında konut sektörünün devletten, finans sektöründen ve alıcılardan beklentilerine de değinen Ali Dumankaya, paniğe gerek olmadığını, Türkiye’nin ve sektörün önünün çok açık olduğunu ifade ederek sözlerini tamamladı. |
18-11-2008 |
| | | |
 |
TSKB, üçüncü çeyrek sonuçlarını açıkladıTSKB, 2008’in ilk dokuz ayında 101 Milyon YTL net kar elde etti.
Türkiye Sınai Kalkınma Bankası A.Ş. (TSKB), 30 Eylül 2008 tarihli finansal sonuçlarını açıkladı. TSKB’nin vergi öncesi karı geçen yılın aynı dönemine göre %24 artışla 123 Milyon YTL, net dönem karı ise %22’lik artışla 100.8 Milyon YTL olarak gerçekleşti. Buna paralel olarak yıllık bazda ortalama özkaynak ve aktif getiri oranları, sırasıyla %18.2 ve %2.7 seviyesinde gerçekleşti.
TSKB’nin aktif büyüklüğü, 2008 yılının ilk dokuz ayında geçen yılın aynı dönemine göre %14 büyüme kaydederek 5.2 Milyar YTL seviyesine ulaştı.
Enerji sektörünün finansmanına orta ve uzun vadeli kredi plasmanları ile ağırlık veren TSKB, Eylül sonu itibariyle Krediler portföyünü, geçen seneye oranla %16’lık büyüme ile 2.5 Milyar USD’a seviyesine taşıdı.
www.tskb.com.tr
Türkiye’nin ilk özel yatırım ve kalkınma bankası olan Türkiye Sınai Kalkınma Bankası, 1950 yılında Dünya Bankası'nın desteği ve T.C. Hükümeti, T.C. Merkez Bankası ve ticaret bankalarının işbirliği ile kurulmuştur. 2002 yılında Sınai Yatırım Bankası'nı devralan TSKB, yatırım projelerinin finansmanı, özelleştirme, altyapı projelerinin finansmanı, halka arz, finansal/stratejik ortaklık, girişim sermayesi, değerleme gibi alanlardaki faaliyetleri ile kurumsal müşterilerine hizmet verirken, yatırım bankacılığı alanındaki geniş ürün yelpazesi ile hem kurumsal hem de bireysel müşterilerine ulaşmaktadır. Ayrıca TSKB, sunduğu çevre ve yenilenebilir enerji kredileri ve ISO-14001 Çevre Yönetim Sistemi sertifikasına sahip ilk ve tek Türk sermayeli finans kurumu olması ile adından “Türkiye’nin Çevreci Bankası” olarak söz ettirmektedir.
TSKB, yenilenebilir enerji kredilerinde öncü konumdadır. Finansmanı tamamlanmış veya devam etmekte olan 65 adet Hidroelektrik Enerji Santrali (HES), 2 adet Rüzgar Enerjisi Santrali, 2 adet Jeotermal Enerji Santrali projesi ile TSKB, Türkiye’de çevre ve yenilenebilir enerji alanında sayıca en fazla projeye imza atmış banka durumundadır.
Türkiye’nin Çevreci Bankası TSKB, Financial Times ve bir Dünya Bankası Grubu üyesi olan IFC (International Finance Corporation) tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen “2008 Financial Times Sürdürülebilir Bankacılık Ödülleri” kapsamında “Gelişmekte Olan Ülkeler” kategorisinde Doğu Avrupa’da “Yılın Sürdürülebilir Bankacılık” ödülünü alarak, 54 ülkeden 129 kuruluşun içinde, bu ödüle hak kazanan ilk ve tek Türk bankası oldu.
|
17-11-2008 |
| | | |
 |
Finansal inovasyon ve teknoloji sayesinde krizlerden güçlü çıkışKüresel krizden çıkma yollarının ele alındığı Active ACADEMY 6. Uluslararası Finans Zirvesi’nin ikinci oturumunda finansal inovasyon ve bu konuda teknolojinin katkıları tartışıldı.
Oturum öncesinde bir açılış konuşması yapan Groupama Uluslararası Genel Müdürü Jean-François Lemoux, Türkiye’de yaptıkları yatırımlardan söz etti ve ‘yeniden yapmak gerekse Türkiye’de yatırım yapar mıydınız’ sorusuna verecekleri yanıt üzerinde yola çıkarak konuşmasına devam etti. Bu yanıtın olumsuz olmasına neden olabilecek konuların başında büyük belirsizlik, dalgalanma, yüksek faiz oranları ve enflasyonla ilgili endişelerin sayılabileceğini söyledi. Ancak kendilerinin iyimser olduğunu ve Türkiye’nin diğer bazı batı ülke ekonomilerine göre daha olumlu bir yerde durduğunu ifade eden Lemoux Türkiye’nin gelişen pazarlar arasında tartışılmaz bazı avantajlara sahip olduğunu belirtti. “Kalite, eğitim, çalışanların ve yöneticilerin profesyonelliği, açık fikirli ve esnek olmaları açısından Türkiye çok ileri bir noktada. Bu da rekabette çok önemli. Buradaki tek gölge böylesi bir kriz ortamında bile yöneticilerin maaş beklentilerinin makul seviyelerin üstünde olması,” diyen Lemoux, bu avantajların uluslararası bir firma için çok önemli olduğunu ve Türkiye’nin hızlı hereket eden, güçlü demografik duruma ve eğitimli ve aktif bir nüfusa sahip olan bir ülke olması nedeniyle bütün türbülanslara rağmen Türkiye’ye yatırım yapma fikrini değiştirmeyeceklerini ve yeni girişimler planladıklarını da açıkladı.
Lemoux’nun açılış konuşmasının ardından başlayan ve oturum başkanlığını Cisco Türkiye Genel Müdürü Erkan Akdemir’in yaptığı “Krizlerden Çıkış Yolu: Finansal İnovasyon ve Teknoloji” konulu ikinci oturumda finansal inovasyonlar ve teknoloji sayesinde elde edilebilecek avantajlar ve firmalar açısından bunların krizlerden güçlü çıkmak için etkileri ele alındı.
HP Türkiye Genel Müdürü Serdar Urçar, Ernst & Young Türkiye Genel Müdürü Osman Dinçbaş, Gantek Teknoloji Genel Müdürü Selda Bağdat Bahadır, Oracle Orta ve Doğu Avrupa Finansal Hizmetler Direktörü Işıl Özlem Kılınç, First Data Türkiye, Ortadoğu ve Afrika Bölge Yöneticisi George Zafirakis’in konuşmacı olarak yer aldıkları oturumda finans sektörüne teknolojinin sağlayacağı katkılar gündemdeydi.
Gantek Teknoloji Genel Müdürü Selda Bağdat Bahadır konuşmasında risk yönetimini ele alarak, risk yönetiminin son yıllarda ne kadar gerekli olduğunu ifade etti ve risk yönetiminin başarılı olabilmesi için üst düzeyde sponsorluk gerektiğinin altını çizdi. Bahadır “Risk yönetimi kapsamında bilgi çok önemli ve manuel olarak bilgi toplamak hızlı karar vermek için yeterli değil, bu nedenle risk yönetiminin etkin olabilmesi için teknoloji kullanılması gereklidir” dedi. |
16-11-2008 |
| | | |
 |
6. Uluslararası Finans Zirvesi hız kesmeden devam ediyor12-13 Kasım tarihleri arasında İstanbul Swissôtel’de düzenlenen Active ACADEMY 6. Uluslararası Finans Zirvesi’nin ikinci günü TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, TMSF Başkanı Ahmet Ertürk ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Selahattin Çimen’in yaptığı açılış konuşmalarıyla başladı.
TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi ihracat şirketlerinin durumuna değindi ve ihracatçıların krediler için en doğru adres olduğunu, çünkü dövizi Türkiye’ye onların getirdiğini belirtti. “Birlikte ihracatçi şirketlerden başlayarak Türkiye’nin rekabet haritasını çıkaralım” çağrısında bulunan Büyükekşi firmalara, “Likit ol! Az stok tut!” önerisinde bulundu. Avrupa’ya yakınlığın da önemli olduğunu vurgulayan Büyükekşi, bu kriz döneminde KOBİ’lerin ve esnek olan şirketlerin daha avantajlı olacağını söyledi.
Konuşmasında finansal sistemin durumuna ve sorunlarına değinen TMSF Başkanı Ahmet Ertürk, “Finansal kurumlar değer yaratan kurum olarak algılandı ve diğer kurumları değersiz hale getirdi. Ancak artık dünya reel sektörün değerini bu kriz sonucunda anlamıştır,” dedi. Ekonomide güvenin yeniden oluşturulması gerektiğini ifade eden Ertürk alınacak parça parça önlemlerin bir işe yaramadığının ve kriz yönetiminin bir orkestra yönetimi gibi olması gerektiğinin altını çizdi.
İkinci günün açılış konuşmacılarından olan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Selahattin Çimen ise konuşmasında yükselen enerji fiyatlarının tüm ülkelerde ekonomik kriz ve makro ekonomik politikalar üzerindeki etkilerini ele aldı. |
14-11-2008 |
| | | |
 |
CEO’lardan küresel krizle ilgili önemli görüşlerActive ACADEMY 6. Uluslararası Finans Zirvesi’nin Emre Berkin’in oturum başkanlığını yürüttüğü son oturumunda “CEO Sohbetleri: Küresel Kriz ve Türkiye” başlığı altında Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş, Yapı Kredi Bankası Murahhas Üye ve Genel Müdürü Tayfun Bayazıt, Akbank Genel Müdürü Zafer Kurtul, Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen, Finansbank Genel Müdürü Sinan Şahinbaş küresel mali kriz ve Türkiye’ye yansımaları ile ilgili görüşlerini aktardı. Oturum Başkanı Emre Berkin, “2001 yılında finans sektörü olarak temizlendik, aşı olduk ancak efsunlanmadık. Yani, mutlaka Türkiye olarak etkileneceğiz,” dedi ve sözü CEO’lara bıraktı.
Konuşmasında yaşanmakta olan mali krize karşı dünyada alınan tedbirlere yer veren Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş, “Bu dönemde mevduata sınırsız garanti getirildi ve piyasalara sermaye enjekte edildi,” dedi. Ateş, konuşmasında devlet tahvillerinin vadeden önce alındığına da değindi ve rezervlerden döviz satıldığını belirtti. Hakan Ateş, Türkiye’nin rekabetçi alanları iyi belirlemesi gerektiğinin de altını çizdi.
Yapı Kredi Bankası Murahhas Üye ve Genel Müdürü Tayfun Bayazıt büyüme, istihdam ve küresel durgunluk konularını gündeme getirdi. “Küresel durgunluk 3 yıl boyunca sürebilir,” diyen Bayazıt sözlerini şöyle sürdürdü: “Gelecekte büyüme ve istihdam sorunlarıyla karşı karşıya kalınacak. Bu nedenle kamulaştırmaların nasıl yönetileceğine çok iyi karar verilmeli. Ayrıca, kredi değerlendirme kuruluşlarının sahip oldukları mekanizmalar da yeniden kurulmalı.”
Konuşmasında Türkiye’ye ilişkin değerlendirmelere de yer veren Tayfun Bayazıt, “Bu dönemde ülkemize giren yabancı yatırımlarda azalma yaşanması kaçınılmaz. Bunun yanı sıra, özel sektör bugüne kadar kaynak ihtiyacını yurtdışından sağladı. Önümüzdeki günlerde bu borçlanma olanakları da son derece kısılacak. Son olarak dış ticaret alanında ise, piyasalardaki durgunluğun ihracatı etkilemesi üretimde %5.5’lik bir düşüş yaşanmasına yol açtı. Bu saydığımız üç etkiyi azaltmak için gerekli önlemlerin alınması gerekiyor,” dedi.
|
13-11-2008 |
| | | |
 |
Finans Zirvesi’nin bu yılki sosyal ortağı UNICEF!Çocuk haklarının korunması için çalışan UNICEF,
finans sektörüne yön veren isimleri bir araya getirerek önemli konuları irdeleyen ve artık geleneksel hale gelen Active ACADEMY 6. Uluslararası Finans Zirvesi’nin sosyal ortağı oluyor.
Finans dünyasının ileri gelenlerini buluşturan ve bu yıl “Küresel Kriz ve Türkiye” ana temasıyla gerçekleştirilecek olan 6. Active ACADEMY Uluslararası Finans Zirvesi, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ile sosyal ortaklık kuruyor.
Parlak bir gelecek adına çocuklara doğru ve iyi yatırım yapılması gerektiğine inanan Active ACADEMY, 12-13 Kasım tarihleri arasında İstanbul Swissôtel’de düzenlenecek Zirve’de UNICEF’e yer vererek gelecek nesillere bir katma değer sağlamayı hedefliyor. Active ACADEMY, kurumsal sorumluluk anlayışı gereği her yıl bir sivil toplum kuruluşuna sosyal ortak olarak etkinliklerinde yer veriyor.
ABD’deki konut piyasası ile başlayan ve tüm dünyayı etkisi altına alan finansal krizin boyutlarının ve Türkiye’ye yansımalarının ele alınacağı Active ACADEMY 6. Uluslararası Finans Zirvesi, sektörün önde gelen isimlerini bir araya getiriyor.
UNICEF hakkında
Tüm dünyada çocuk haklarının en önemli savunucusu olan UNICEF, halihazırda 150 ülkede Çocuk Haklarına Dair Sözleşme çerçevesindeki yükümlülüklerin yerine getirilmesi için ülkelerin hükümetleri ile birlikte çalışıyor.
UNICEF, çocukları şiddet ve istismara ve çocuk işçiliği ya da alınıp satılma gibi şekillerde sömürülmeye karşı korumaya çalışıyor. Aynı zamanda çocukları savaş ve doğal afet gibi ortamlarda da koruyan UNICEF, böyle durumlarda ihtiyaç sahiplerine genellikle 48 saat içinde acil durum yardımları ulaştırıyor. UNICEF, kız çocuklarının da erkek çocuklar gibi okula gönderilmesini özendirici çalışmalarda da bulunuyor ve bu yolla cinsiyet eşitsizliğinin azaltılmasını hedefliyor.
UNICEF Türkiye Ofisi ülkemizdeki faaliyetlerini 1951 yılından bu yana, bir başka deyişle tam 57 yıldır sürdürüyor. UNICEF çalışmalarını T.C. Hükümeti, sivil toplum kuruluşları, çocuklar, ergenler, diğer BM kuruluşları, parlamenterler ile bağışta bulunan kişi ve kuruluşlarla birlikte yürütüyor. UNICEF’in, Türkiye’de proje ve programları geliştirip ortaklıklar ile uygulayan ülke temsilciliği ve bu çalışmalara kaynak yaratmakla yükümlü olan UNICEF Türkiye Milli Komitesi de bulunuyor.
UNICEF, siyasal kararlılığı ve maddi kaynakları harekete geçirerek, başta gelişmekte olan ülkeler olmak üzere tüm ülkelerin mevcut kapasitelerini geliştirmeleri için çalışıyor. Bu doğrultuda çocuklara öncelik tanıyan UNICEF, ülkelerin, hem çocuklara hem de ailelerine ihtiyaç duydukları hizmetleri sağlayabilecek duruma gelmelerine yardımcı oluyor. UNICEF bu kapsamda, eğitim, sağlık, erken çocukluk gelişimi, çocuk koruma ve tanıtım-savunu ile sosyal politika konularında çeşitli programlar uyguluyor. |
11-11-2008 |
| | | |
 |
EUROMONEY LIQUID REAL ESTATE’ten TSKB Gayrimenkul Değerleme A.Ş.’ye iki büyük ödül! 2002 yılından bu yana faaliyetlerini sürdüren TSKB Gayrimenkul Değerleme A.Ş., İngiliz EUROMONEY LIQUID REAL ESTATE kurumunun düzenlediği ve oylama sistemine dayanan değerlendirmesi sonucunda iki ödüle değer bulundu. SPK tebliği kapsamında faaliyet göstermesine izin verilerek lisans alan ilk kuruluş olan TSKB Gayrimenkul Değerleme A.Ş., 2008 yılı Gayrimenkul Danışmanlığı kategorisinde Türkiye'de gayrimenkul alanında hizmet veren değerleme ve danışmanlık firmaları arasında yapılan değerlendirme sonucunda “Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Değerleme Şirketi” ve “Türkiye’nin En İyi Gayrimenkul Danışmanı" ödüllerine değer bulundu.
TSKB Gayrimenkul Değerleme A.Ş., değişik mühendislik disiplinlerinden gelerek farklı alanlarda uzmanlaşmış ve çoğu SPK sertifikalı kadrosu ile Türkiye’ye yatırım yapmak isteyen yerli ve yabancı kurum ve kuruluşlara sektördeki öncü konumuyla danışmanlık hizmeti vermektedir.
TSKB Gayrimenkul Değerleme A.Ş., danışmanlık çalışmalarının yanı sıra müşterilerinden gelen talepler doğrultusunda, değerleme alanında referans kabul edilen SPK ve IVSC standartlarında ihtiyaca özel olarak raporlama hizmeti vermektedir. Verilen danışmanlık hizmetleri kapsamında arsa, konut, iş merkezi, alışveriş merkezi, otel, turizm tesisi, fabrika tesisi, makine parkları, limanlar, marinalar vb. gayrimenkullerin değerleme hizmetleri, en iyi ve en yüksek kullanım etüdü, proje geliştirme ve fizibilite çalışmaları, ihale-açık artırma-baz değer analizi, yatırım izleme ve kontrol gibi danışmanlık hizmetleri ile ofis, AVM, konut, lojistik, turizm gibi sektörel araştırmalar başta gelmektedir.
TSKB Gayrimenkul Değerleme kurulduğu günden bugüne kadar bankalar, gayrimenkul yatırım ortaklıkları, finansal kiralama şirketleri, vakıflar ile tekstil, çimento, kamu, basın, turizm, akaryakıt, gıda, inşaat, lojistik, gayrimenkul geliştirme gibi pek çok çeşitli alanda hizmet veren yaklaşık 500 firmaya değerleme ve danışmanlık hizmeti sağlamıştır. |
10-11-2008 |
| | | |
 |
Güler: Türkiye pazarı yenilenebilir enerji yatırımlarına hazırT.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı ve Türkiye Sınai Kalkınma Bankası, "Yenilenebilir Enerjide Fırsat ve Beklentiler" konulu bir konferans düzenledi.
T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı ve Türkiye'nin Çevreci Bankası TSKB, 24 Ekim’de, İstanbul Hyatt Regency Oteli'nde, "Yenilenebilir Enerjide Fırsat ve Beklentiler" konulu bir konferans düzenledi. TSKB Genel Müdürü Halil Eroğlu, Avrupa Yatırım Bankası Başkanı Philippe Maystadt, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler ve Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Şimşek'in açılış konuşması yaptıkları konferansa, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarı Ahmet Tıktık moderatör, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu Başkanı Hasan Köktaş, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Selahattin Çimen, Bereket Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Ceyhan Saldanlı, TSKB Genel Müdür Yardımcısı Burak Akgüç ve Avrupa Yatırım Bankası Taşıma ve Enerji Direktörü Christopher Hurst ise panelist olarak katıldılar. Konferansta, ülkemizin ve dünyanın geleceğini yakından ilgilendiren yenilenebilir enerji konusu tüm yönleriyle tartışıldı.
TSKB Genel Müdürü Halil Eroğlu, son 5 yılda 120’nin üzerinde yenilenebilir enerji projesini değerlendirdiklerini; yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretmek üzere TSKB tarafından kredilendirilen ve/veya kredilendirme aşamasında olan proje sayısının 70, bu projelerin kurulu gücünün ise 2255 MW olduğunu; bu rakamın 2007 yılı sonu itibariyle Türkiye’nin yenilenebilir kaynaklara dayalı elektrik üretimi kapasitenin yüzde 17’sine, toplam elektrik üretim kapasitesinin ise yüzde 5’ine tekabül ettiğini söyledi. Eroğlu, finanse ettikleri yenilenebilir enerji projelerinin hayata geçmesiyle Türkiye’de yılda 4 milyon tonun üzerinde sera gazı salınımının önleneceğini, bu tutarın 2006 yılında 330 milyon ton olan Türkiye toplam sera gazı salınımının yüzde 1’inden fazlasına karşılık geldiğini ifade etti.
Avrupa Yatırım Bankası Başkanı Philippe Maystadt, yenilenebilir enerji konusunun tüm dünya için büyük önem taşıdığını, küresel ısınmanın başlıca nedeninin enerji tüketimindeki hızlı artış olduğunu, bu tüketimin yüzde 60-80 oranında azaltılması gerektiğini söyledi. Maystadt, Avrupa Birliği’nin bu konuda derhal eyleme geçme kararı aldığını ve 2020’ye kadar sera gazı salınımını yüzde 20 azaltmayı, yenilenebilir enerjinin payını ise yüzde 20’ye çıkarmayı hedeflediğini belirtti. Maystadt, enerji verimliliğini sağlamak için ciddi önlemler alınması gerektiğini, doğru destekleyici enstrümanlara ihtiyaç olduğunu, teknolojiyi akıllıca kullanmanın ve enerji tasarrufunu teşvik etmenin kritik rol oynadığını, nükleer enerjiden yenilenebilir enerjiye kadar her tür alternatifin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Maystadt, Avrupa Yatırım Bankası olarak her tür projede yer almaya hazır olduklarını; yalnızca enerji projelerine finansman sağlamadıklarını, diğer tüm projelerde de enerji verimliliğinin sağlanmasına özen gösterdiklerini; temiz teknolojilerin geliştirilmesini ve alternatif yolların yaratılmasını desteklediklerini ifade etti.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, yenilenebilir enerji konusunun aslında geleceğin değil, bugünün konusu olduğunu; yenilenebilir enerji alanında vakit kaybetmeden harekete geçilmesi gerektiğini ve Türkiye’nin bu alanda krizden etkilenmediğini söyledi. Güler, Türkiye’nin elektrik ve doğalgaz tüketiminde Çin’den sonra ikinci sırada olduğunu, çoğu yatırımda birinci durumda yer aldığını, enerji piyasasının her yönüyle yeni yatırımlara hazır olduğunu, dolayısıyla Avrupa ve dünyadaki yatırım bankalarının Türkiye’yi diğer ülkelerden farklı bir konumda ele alması gerektiğini kaydetti. Türkiye’nin enerji projeleri konusunda çok hızlı yol aldığını ve geri dönüşü olmayan bir sürece girdiğini belirten Güler, “80 yılda 100 üretildiyse, 6 yılda 60 üretildi,” dedi. Güler, Türkiye’deki enerji yatırımlarının değerinin 30 milyar doları geçtiğini, bunun yüzde 80’inin yenilenebilir enerji alanında olduğunu söyledi. Türkiye’nin rüzgar, güneş ve jeotermal haritalarını çıkardıklarını belirten Güler, rüzgarda dünyada ilk 11 ülke arasında bulunduğumuzu, güneş enerjisi potansiyelimizin yılda 380 milyar KWh olduğunu, çok temiz bir enerji olan jeotermal enerjinin ise yepyeni yatırım fırsatları sunduğunu ifade etti. Güler, enerji sektöründe 3.000 olan yatırımcı sayısını 3 milyona çıkarmayı hedeflediklerini belirtti. Güler, enerji verimliliğinin bir yatırım usulü olduğunu, bu konuda başlattıkları ENVER projesiyle tüm Türkiye’yi gezerek, ampulden beyaz eşyaya her alanda enerjiyi verimli kullanma şekillerini anlattıklarını da sözlerine ekledi
Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Şimşek ise enerjinin ekonomi açısından çok kritik olduğunu, uluslararası rekabet ve güvenlik anlamında kritik değer taşıdığını söyledi. Türkiye’de enerji tüketiminin 2002’den bu yana yüzde 50 arttığını, enerji fiyatlarındaki artışın cari açığın artmasına ve enflasyonun yukarı çekilmesine neden olduğunu, 2008’de 50 milyar dolarlık enerji ithalatı yapılmasının beklendiğini kaydeden Şimşek, son dönemdeki düşüşün cesaret verici olduğunu ama yetmeyeceğini, enerjide ve finansmanda kaynakların çeşitlendirilmesi, yenilenebilir enerjiye ve yerel kaynaklara yoğunlaşılması, özel sektörün imkanlarının kullanılması, özelleştirmenin bir yapısal reform olarak görülmesi ve dağıtım şebekelerinin özelleştirilmesi, arz güvenliğinin sağlanması ve dışa bağımlılığın azaltılması gerektiğini ifade etti. Şimşek, enerji piyasası reformunu başarıyla uyguladıklarını, rasyonel fiyatlamaya ve otomatik fiyat mekanizmasına geçilmesinin büyük önem taşıdığını söyledi. Enerji teşviklerine de değinen Şimşek, bu teşviklerin araştırma geliştirmeden siyasi istikrara kadar çokboyutlu olabileceğini belirtti.
|
06-11-2008 |
| | | |
 |
Satın Almalar 3. Çeyrekte Hız KestiKüresel piyasalarda deprem yaratan finansal kriz, yılın üçüncü çeyreğiyle birlikte Türkiye’deki satın almalar üzerinde etkisini göstermeye başladı. 2008’in ilk on ayındaki yaklaşık 15.5 milyar dolarlık işlem hacmi; elektrik dağıtım, Tekel ve liman özelleştirmelerinin yarattığı 5 milyar dolarlık işlem büyüklüğü sayesinde, 2007’nin aynı döneminden çok geride kalmadı (2007 on ay- 18 milyar dolar). Ancak yılın ikinci yarısındaki işlem sayısında geçen yılın aynı dönemine göre bir azalma gözlendi (2008 Temmuz - Kasım arası 36 adet; 2007 Temmuz - Kasım arası 59 adet).
2008’in üçüncü çeyreğindeki işlem hacminin büyük bir bölümü elektrik dağıtım özelleştirmelerinden kaynaklandı. Bu özelleştirmelerin toplam değeri hariç tutulduğunda, 2008 üçüncü çeyrekteki işlem hacminin, 2007’nin aynı döneminden yaklaşık %30 oranında daha düşük olduğunu görüyoruz. Ekim ayında ise şirket satın almaları bıçak gibi kesildi. Geçen yılın Ekim ayında toplam değeri 3.9 milyar dolar olan 12 işlem gerçekleşirken, bu yıl Ekim ayında toplam değeri 350 milyon dolar olan 2 işlem açıklandı.
Ayrıca, yılın ilk yarısında açıklanan bazı satın alma işlemlerinin tamamlanamadığı ve devam eden birçok satış sürecinin uzadığı veya askıya alındığı görülüyor. 2008’in ilk yarısında açıklanan Set Çimento, Başkent Doğalgaz, Borusan Telekom, Akpet gibi bazı satış işlemlerinin iptal edildiğini veya kapanma süreçlerinin uzadığını gözlemliyoruz. Tekstilbank, Yapı Kredi Sigorta gibi bazı özel sektör şirketlerinin satışları ile Milli Piyango, Otoyollar, Şeker Fabrikaları gibi büyük çaplı özelleştirmelerin ertelendiğini görüyoruz. Benzer şekilde, şirketlerini satmayı planlayan birçok şirket sahibi de bu planlarını bir süre askıya almış bulunuyor.
Finansal krizin etkileri, yılın son iki ayında daha fazla hissedilecektir. Yine de, bazı büyük çaplı işlemler ile özelleştirmeler, bu yılın toplam işlem hacmini belli bir seviyeye taşıyacaktır. 2008 yılı toplam işlem hacminin, bir önceki raporumuzda açıkladığımız tahmin doğrultusunda, 16 milyar dolar seviyesinde olacağını tahmin etmekteyiz.
Ancak, piyasalardaki belirsizlik ile bankaların kredi kullandırma konusunda tereddütlü davranmaları nedeniyle, yatırımcılar önümüzdeki dönemde yatırım kararı alırken daha temkinli olacaklardır. Finansal krizin etkileri, önümüzdeki dönemde hem işlem sayısına hem de değerlemelere yansıyacaktır. 2009 yılı toplam işlem hacminde, bazı muhtemel özelleştirme işlemleri hariç tutulduğunda, bu yıla göre yarı yarıya bir azalma olacağını tahmin etmekteyiz.
|
04-11-2008 |
| | | |
[1] 2 3 4 5 6 »
|
|